Açıklanamayan infertiliteye

Kadın yaşı kadının over (yumutalık) rezervini yani doğurganlık kapasitesini belirleyen en önemli faktördür. Erkeklerde bunun tersine ileri yaş kısırlık ile çok ilgili değildir, 65-70 yaşlarında bile erkekler çocuk sahibi olabilmektedir. Kadında ise yaşın ilerlemesi ile çocuk sahibi olma şansı arasında belirgin bir ilşki vardır. Özellikle günümüzde kadınların sıklıkla çalışma, iş koşulları ve eğitim, akademik kariyer gibi nedenlerle evlilik ve bebek sahibi olma planlarını daha ileri yaşlara kaydırmaları bu konunun önemini arttırmıştır. Yaş ve hamilelik arasındaki ilşkiyi iyi bilen kadınlar bu planları için daha uygun zamanlama yapmaktadırlar. Kadınlarda 35 yaşından sonra over (yumurtalık) rezervi azalmaya başlar (30-35 yaş arasında çok hafif azalma izlenir), bu nedenle hamile kalma şansları azalmaya başlar. 40 yaşından sonra bu azalma daha da artarak hızlanır ve 50’li yaşlarda yani menopozda tamamen sıfırlanır, hatta 45 yaşından sonra çok nadirdir.

Normalde genç evli çiftlerde (kadın 35 yaşından gençse) 1 ayda gebelik oluşma ihtimali %20-25 civarındadır. Bu çiftlerde 6 ay sonunda %72 ihtimalle gebelik oluşur. 1 yıl düzenli ilişki sonunda %85 ihtimalle gebelik oluşacaktır. 1 yıl sonunda gebelik oluşmayan %15 çift ise kısırlık (infertilite) problemi ile karşı karşıyadır ve bunun sebebi araştırılarak tedavisi planlanır. Genç yaşlarda 1 ayda %20-25 olan gebelik oluşma şansı 40 yaşından sonra yaklaşık 1 ayda %5’lere düşer. Aynı durum tedavi ile gerçekleşen gebelikler ve tüp bebek uygulamaları için de geçerlidir. Yaş ilerledikçe tedavi ve tüp bebek ile gebelik elde edilme şansı azalır ve gebelik elde edilse dahi düşük ile sonlanma şansı artar. Örneğin 35 yaşından önce uygulanan tüp bebeklerde 1 uygulamada gebelik elde etme şansı %40 civarlarında iken bu oran yaşla birlikte azalır ve 40 yaşından sonra %10 civarlarına kadar düşer , 44 yaşında %3 kadar düşük olur. 40 yaşından sonra kendiliğinden veya tedavi ile elde edilem gebeliklerde düşük oranı da çok artmaktadır, bu gebeliklerin neredeyse yarıya yakınında (%30-50) düşük ile sonlanma riski vardır.

Burada yaş ile artan hamile kalamama oranı öncelikle overler (yumurtalıklar) ile ilgilidir. Rahim (uterus) ile çok ilgili bir problem değildir. Bunu en güzel açıklayan örnek ileri yaştaki kadının rahmine genç bir kadından alınan yumurtalar transfer edildiğinde genç bir kadındaki oranlara yakın gebelik elde edilmektedir, hamilelik oluşma oranı düşmemektedir. Yaş ilerledikçe yumurtalıklarda bulunan yumurta sayısı azalmaktadır ve yumurtaların kalitesi düşmektedir.

Endometrial polipler infertil hastaların yaklaşık %10’unda

(SEBEPSİZ KISIRLIK, İNFERTİLİTE)
İnfertilite nedeniyle başvuran çiftlerde bazen kadında, bazen erkekte, bazen de her ikisinde birden sorun saptanabilir fakat bu çiftlerin yaklaşık %15’inde her ikisinde de kısırlığa neden olan hiçbir etken bulunamaz bu duruma açıklanamayan infertilite (sebebi bilinmeyen kısırlık) yada izah edilemeyen infertilite denir.

Bu çiftlerde hem kadına hem erkeğe yapılan bütün tahliller, hormon tahlilleri, sperm tahlili, ultrason, histerosalpingografi (rahim filmi), laparoskopi(?) normal sonuç vermiştir. Açıklanamayan infertiliteye aslında muhtemelen hücresel bazı bozukluklar sebep olmaktadır ancak bugünkü teknoloji bu sorunları saptayamamaktadır. Bütün tahlilleri normal hastalarda açıklanamayan infertilite teşhisinin konulması için laparoskopi yapılması ve bunun da normal bulunması her zaman şart değildir, laparoskopi gerekli hastalarda eklenebilir.

Tedavi:
Açıklanamayan infertilitede tedavi algoritması ve sırası hakkında farklı öneriler olsa da kullanılan tedavi yöntemleri şunlardır:
– Bir süre çiftlerin kendi kendilerine gebelik denemeleri için düzenli zamanlanmış cinsel ilişkide bulunmaları. Bu zaman içerisinde sigara, alkol, fazla kilo gibi doğurganlık kapasitesini azaltıcı etkenlerin düzenlenmesi, yaşam tarzı değişiklikleri. Bu şekilde açıklanamayan infertilitesi olan çiftlerin %10-20’sinde 1 yıl içerisinde kendiliğinden hamilelik oluştuğu gösterilmiştir araştırmalarda.
– Endometriozis şüphesi varsa laparoskopi yapılabilir.
– Yumurtlama tedavileri (ovulasyon indüksiyonu) ve aşılama (IUI) . Ovulasyon indüksiyonu ve aşılama yapılan ile her 1 ay için gebelik elde edilme şansı ortalama %10 bulunmuştur. (Klomifen + Aşılama: %7 , Gonadotropin + aşılama: %9-12)
– Tüp bebek (IVF, ICSI) : Açıklanamayan infertilite tedavisinde en başarılı ve en pahalı yöntemdir.

cerrahi olarak çıkartılmaları şart değildir

Endometrial polipler infertil hastaların yaklaşık %10’unda bulunur, bunların bir kısmı aşırı kanama gibi şikayetlere neden olmadığı için farkedilmeyebilir. Bir kısmı infertilite nedenini araştırmaya yönelik yapılan SİS (sulu ultrason), histeroskopi gibi tetkikler sırasında farkedilir.
Endometrial polipler ile infertilite (kısırlık) arasındaki ilişki çok net olarak ispatlanmamış olsa da genel görüşler şu şekildedir:
– Küçük endometrial polipler (2 cm’den küçük) gebelik oluşmasına engel olmaz, kısırlık sebebi değildir, düşüğe neden olmaz. (Çok net ispatlanmış bir bilgi değil.) Bu nedenle kısırlık tedavisi öncesi veya gebelikten önce cerrahi olarak çıkartılmaları şart değildir. Ancak farkedilmişse genellikle tüp bebek uygulamalarından önce histeroskopik olarak çıkartılırlar.
– Büyük endometrial polipler (4-5 cm) rahim iç tabakasında (endometriumda) inflamasyona neden olarak, gebelik materyalinin yerleşmesine engel olarak gebelik şansını azaltabilir veya gebelik oluştuktan sonra düşüğe neden olabilir. Bu nedenle bunların ameliyatla çıkartılmaları önerilir.
– Yapılan bazı araştırmalarda polipin çıkartılmasının tüp bebek başarısını arttırmadığı gösterilmiştir. (kaynak)
– İnfertil hastada polip tespit edilmişse aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) uygulamalarından önce histeroskopik yöntemle alınması önerilir.

rahim ağzında oluşan poliplere

Kısırlık konusunda polip denilince akla genellikle rahim içerisinde oluşan endometrial polipler gelir. Çünkü rahim ağzındaki oluşan servikal polipler genellikle çok küçük milimetrik boyutlardadır ve kısırlıkla ilgili değillerdir. Rahim ağzındaki bir polip ancak rahim ağzının içerisinden rahim içerisine doğru uzanan kanalda (servikal kanal) yer alırsa spermlerin rahim içerisine doğru geçişine engel olabilir ki bu pratikte pek rastlanan bir durum değildir.

Rahim içerisindeki endometrial polipler gebe (hamile) kalmayı engeller mi?
Endometrial polipler infertil hastaların yaklaşık %10’unda bulunur, bunların bir kısmı aşırı kanama gibi şikayetlere neden olmadığı için farkedilmeyebilir. Bir kısmı infertilite nedenini araştırmaya yönelik yapılan SİS (sulu ultrason), histeroskopi gibi tetkikler sırasında farkedilir.
Endometrial polipler ile infertilite (kısırlık) arasındaki ilişki çok net olarak ispatlanmamış olsa da genel görüşler şu şekildedir:
– Küçük endometrial polipler (2 cm’den küçük) gebelik oluşmasına engel olmaz, kısırlık sebebi değildir, düşüğe neden olmaz. (Çok net ispatlanmış bir bilgi değil.) Bu nedenle kısırlık tedavisi öncesi veya gebelikten önce cerrahi olarak çıkartılmaları şart değildir. Ancak farkedilmişse genellikle tüp bebek uygulamalarından önce histeroskopik olarak çıkartılırlar.
– Büyük endometrial polipler (4-5 cm) rahim iç tabakasında (endometriumda) inflamasyona neden olarak, gebelik materyalinin yerleşmesine engel olarak gebelik şansını azaltabilir veya gebelik oluştuktan sonra düşüğe neden olabilir. Bu nedenle bunların ameliyatla çıkartılmaları önerilir.
– Yapılan bazı araştırmalarda polipin çıkartılmasının tüp bebek başarısını arttırmadığı gösterilmiştir. (kaynak)
– İnfertil hastada polip tespit edilmişse aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) uygulamalarından önce histeroskopik yöntemle alınması önerilir.